NEREYE KADAR BU SAHTEKARLIK?
Nereye kadar bu sahtekârlık?
Sahte diplomalarla başlıyoruz, sonra sahte gıdalarla devam ediyoruz: Etler, peynirler, zeytinyağları bile... Her şeyin bir sahtesi var artık. Hastaneye gidiyorsunuz, tahlil sonuçlarına bile güvenemiyorsunuz. Teknoloji sayesinde her şey değiştirilebiliyor: banka hesapları, kredi taksitleri, tapular, ehliyetler... Dijital dünya, gerçeği manipüle etmenin en gelişmiş yolu hâline geldi.
Ama mesele sadece belgeler, raporlar ya da ürünler değil. Asıl tehlikeli olan, insanların sahteleşmesi.
Sahte milliyetçiler var mesela: Bayrakla fotoğraf çektirmek kolay, ama bu topraklar için fedakârlık yapmak kaç kişinin harcı?
Sahte siyasetçiler: Güç peşinde koşanlar, halkı temsil ettiğini unutanlar…
Sahte akademisyenler: Bilgi üretmek yerine makam kovalayanlar…
Sahte sanatçılar, sahte yazarlar, sahte kanaat önderleri, sahte ilahiyatçılar…
Sahi, kim kaldı artık sahici olan?
Gerçek Değil, Görüntü Önemli
Modern çağda mesele şu: Artık "gerçek" olan değil, "gerçek gibi duran" şey önemli. Görüntü yetiyor. Sertifika varsa bilgiye gerek yok. Ünvan varsa liyakate ihtiyaç duyulmuyor. Şekil tamam, içerik boş olabilir. Çünkü sahicilik bir yük, emek ister, sorumluluk ister. Oysa sahtelik, konforludur. Parlatılmış bir yalan, çoğu zaman çıplak bir hakikatten daha kolay satılır hâle geldi.
Neden Bu Hâle Geldik?
Bu sahtekârlığın yaygınlaşmasının altında birçok neden yatıyor:
Denetimsizlik ve cezasızlık.
Ahlaki çöküş.
Sınırsız çıkar hırsı.
Gerçekle yüzleşmeye olan isteksizlik.
Sosyal medyada “mış gibi” yaşamak.
Her şeyin ama her şeyin satın alınabildiği bir dünyada, ne yazık ki vicdan nadiren bulunuyor.
Peki Umut Yok Mu?
Var. Ama az.
Gerçek olan az konuşur ama derindir.
Gerçek milliyetçi, afişe ihtiyaç duymaz; ülkesine karşı sessizce sorumluluk hisseder.
Gerçek akademisyen, reyting değil hakikat peşindedir.
Gerçek mümin, sadece konuşmaz; yaşar.
Gerçek insan, yalanın ortasında bile kendini satmaz.
Belki sayımız az. Belki görünmüyoruz. Ama şunu unutmayalım:
Bu kadar sahteciliğe rağmen, sahici kalmak hâlâ en büyük direniştir.