FİKİR VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ
Kayseri. Kızılay. Sosyal paylaşım. İfade hürriyeti. Düşünce özgürlüğü. Yasa.
Özgürlük, vicdan, merhamet ve ahlak yalnızca insan için değil tüm varlıklar için zorunlu erdemli değerlerdir. Bu değerler yalnızca beyazlara, güç sahiplerine ve egemenlere ait olmamalıdır. Doğulusu batılısı, güneylisi kuzeylisi ile insanın hakkıdır: Özgürlük. Hayvanların bile kendisini ifade etme hakkına sahip olduğu halde insan denen varlığın kendini ifade etme hakkına ve özgürlüğüne sahip olması kaçınılmazdır.
Fikir, vicdan ve özgürlük yaldızlı sözler. Satırlarda ve yasalarda herkes için yazılıdır. Ama pratikte öyle değil. Yalnızca yerelde değil küresel alanda da böyle…Tarih boyunca da genel de böyle olmuştur.
Aslında şaşırtıcı olan şey: Egemenlerin davranış tarzına karşılık mazlumların ortaya koyduğu tavırdır.Güç sahipleri ya da iddia edenler fikir ve vicdan özgürlüğünü kendi malları gibi kabul ederlerken. Mazlumların kendi haklarını kullanmaktan ve ona sahip çıkmaktan korkar olmalarıdır. Ve onların izin verdiği ölçülerde kullanmalarıdır.
Hâlbuki yasalar o ülke(ler)de yaşayan herkes içindir. Ama o yasaları kullanmak için kesin inanç, bilinç, irade ve bedel ödemeyi göze almak bir zorunluluktur.
Fikir ve vicdan hürriyeti, bireylerin kendi inançlarını ve düşüncelerini hiçbir baskı altında kalmadan seçebilme, değiştirebilme ve diledikleri gibi ifade edebilme hakkıdır. Hukuk devletinin temelidir.
Anayasanın 24. maddesi vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetini; 25. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 9. maddesi düşünce ve kanaat hürriyetini güvence altına almıştır. İstediğiniz dini veya felsefi görüşü benimseme, inançsız olma ya da inancınızı değiştirme özgürlüğünü garanti altına almıştır. Dini inancı tek başına veya toplu halde, özel ya da kamuya açık alanlarda ibadet ve ayinlerle serbestçe ifade edebilme hakkını vermiştir. Kimse düşündüğü veya inandığı şeyler sebebiyle kınanamaz, suçlanamaz veya düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz.
Kızılay Kayseri Şube Başkanı Sayın Cafer Beydilli, “kadınlar, kızlar ve aile üzerine” başkasından alıntı bir sosyal medya paylaşımı yaptı. İçerisinde “hakaret yoktu, kin yoktu, halkı kin ve düşmanlığa teşvik yoktu.” Bu paylaşımda olsa olsa bir düşüncenin, fikrin ve kanaatin açıklanması vardı. Üstelik bunlar Anayasa ve AİHS sözleşmesince güvence altına alınmıştı. Ama Cafer Bey ciddi bir linç yedi. Muhalifler ahlaksız ve hukuksuz saldırılarını yerel de ve ulusal da sürdürdüler.
Bunlar geri kalmış ülkelerde siyasi ortamın ahlaksız ve medeni olmayan yansıması olsa da; asıl üzücü olan Cafer beyin yalnız kalması. Birlikte hareket ettiği Sivil Toplum Örgütlerinin kendisinin yanın da yer almaması. Hepsinden öte ahlaki ve hukuki olarak haklı bir konumda olmasına rağmen “özür dilemesi.”
Ama daha ürkütücü boyut şu olsa gerek; siyasi görüşü, etnik ve inanç konumu ne olursa olsun; yasalara rağmen birbirine saygılı olmayan bir toplumda yaşamaktır.
Linç kültürü insani değil. İnsani bir yasa değil.
Orman yasası…



FACEBOOK YORUMLAR