PROF.DR.DERVİŞ BOZTOSUN

PROF.DR.DERVİŞ BOZTOSUN

dboztosun@kayseri.edu.tr

AMERİKAN RÜYASI BİTİYOR MU? KRİTİK EŞİK HÜRMÜZ!

17 Mart 2026 - 10:05

Orta Doğu’da tetiğe basan parmaklar çoğu zaman inançları, eski hesapları ya da güvenlik kaygılarını gerekçe gösteriyor. Ancak haritaya biraz daha yakından, ideolojik sislerin ötesinden baktığınızda başka bir gerçek çırılçıplak karşınıza çıkıyor: Bu, sadece kimliklerin değil; enerji hatları, ticaret koridorları ve para birimleri üzerinden yürütülen devasa bir jeopolitik satranç.
Dünya haritasında Hürmüz Boğazı küçücük bir su yolu gibi görünebilir. Ama gerçekte bu dar şerit, küresel ekonomik sistemin şah damarı ve modern imparatorlukların en hassas sinir ucu. Bugün bölgede tanık olduğumuz gerilim, iki devlet arasındaki sıradan bir bilek güreşi değil; yeni yüzyılın mülkiyet haklarını belirlemeye çalışan çok katmanlı bir strateji.

Washington’un "Büyük Kumarı": Petrodoları Tahkim Etmek
Washington ve Tel Aviv hattındaki hesapların merkezinde aslında tek bir korku yatıyor: Son on yılda çatırdamaya başlayan petrodolar sisteminin çöküşü. ABD için mesele sadece İran’ın nükleer kapasitesi değil; asıl mesele, doların küresel enerji ticaretindeki sarsılmaz tahtını korumak.
Eğer Hürmüz, "güvenlik" bahanesiyle fiilen Washington’un mutlak denetimine girerse, Beyaz Saray tek hamlede üç stratejik zafer kazanmış olacak:
Çin’in Enerji Damarı: Pekin’in petrol ithalatının büyük bölümü bu boğazdan geçiyor. Hürmüz üzerinde kurulacak bir denetim, Çin’in ekonomik büyüme motorunun anahtarını doğrudan Washington’un cebine koyar.
Ticaret Koridorlarının Hakimi: "Kalkınma Yolu"ndan IMEC’e kadar uzanan yeni projelerde "güvenli geçişi sağlayan güç" konumuna gelmek, sadece askeri değil, devasa bir ekonomik vesayet anlamına gelir.
Para Birimi Hegemonyası: Enerji alışverişinin dolar dışındaki birimlere (yuan, altın vs.) kayma ihtimali, ABD için sadece ekonomik bir risk değil, stratejik bir intihardır. Hürmüz’ü tutmak, doları zorunlu kılmaya devam etmektir.

İki Senaryo: Tarihsel Bir Dönüm Noktası
Peki, bu satrancın sonunda ABD kazanırsa ya da kaybederse ne olur?
Senaryo 1: ABD Kazanırsa (Yeni Bir Amerikan Yüzyılı)
Eğer Washington bu kaostan Hürmüz’ün mutlak hakimi olarak çıkarsa, bu sadece bir askeri başarı değil; doların ve Batı merkezli finansal sistemin ömrünü en az yarım asır daha uzatmak anlamına gelir. Çin’in "Kuşak ve Yol" gibi alternatif projeleri büyük yara alır, müttefikler üzerindeki Amerikan şemsiyesi yeniden vazgeçilmez hale gelir. Bu, "Pax Americana"nın (Amerikan Barışı) teknolojik ve enerji odaklı yeni bir versiyonunun tescilidir.
Senaryo 2: ABD
Kaybederse (Süveyş Momenti ve Çöküş)
Tarih bize, büyük güçlerin bazen tek bir krizle tüm meşruiyetlerini kaybedebildiğini hatırlatıyor. 1956’daki Süveyş Krizi’nde İngiltere ve Fransa için yaşanan neyse, Hürmüz’de ABD için yaşanacak bir "caydırıcılık kaybı" da odur. Eğer ABD enerji akışının güvenliğini sağlayamazsa, sermaye hızla kaçar. Altın parlar, BRICS gibi yapılar birer "can simidi" olmaktan çıkıp ana oyun kurucuya dönüşür. Bu, doların rezerv para statüsünün sonu ve küresel liderlik bayrağının el değiştirdiği o kaçınılmaz kırılma anıdır.

Bir Çağın Kapanış Senfonisi
Okyanusların efendisi Portekiz, ticaretin hakimi Hollanda ve ardından dünyayı parmağında oynatan Birleşik Krallık… Hepsi kendi altın çağlarını yaşadı ve sonunda koltuğu bir sonrakine bıraktı.
Bugün soru şu: ABD de aynı döngünün son perdesine mi yaklaşıyor?
Elbette tek bir boğaz dünya düzenini tek başına yıkmaz ama bazı yerlerin sembolik gücü, fiziksel gerçekliğinden çok daha ağırdır. Jeopolitiğin o eski ve değişmez kuralı hâlâ masada:
Para ve güç, güvenliği garanti edebilen merkeze akar. Eğer Hürmüz güvenli kalırsa, Amerikan düzeni bir tur daha döner. Ama o güven bir kez sarsılırsa, mesele sadece bir su yolunun kontrolü olmaktan çıkar; Amerikan Rüyasının sessizce kapanışına şahitlik ederiz.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum